Antalya Olgunlaşma Enstitüsü, 800 yıllık Selçuklu ipek dokuma kumaşlarını yeniden üretmeye başladı. Enstitü, geçmişin estetik birikimini günümüzde yeniden tasarlayarak gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde, Selçuklu saray kültürüne ait 800 yıllık ipek dokuma kumaşları yeniden üretilmeye başlandı. Enstitü tarafından 1. Alaeddin Keykubad dönemine uzanan dokuma geleneğini gelecek nesillere taşımak amacıyla Selçuklu dönemine ait ipek dokuma üzerine araştırma çalışması başlatıldı.
Yaklaşık 5 yıl süren çalışma kapsamında özel koleksiyonlar ve müzelerde bulunan Selçuklu kumaşları titizlikle incelendi. Yüzyıllar içinde kaybolmuş ya da yıpranmış eserler arasından 17 farklı kumaşa ulaşıldı ve bunlardan 9’unda desen analiz ve tarihlendirme çalışmaları tamamlandı. Kumaşların tasarım tescil başvurusunu da yapan enstitü, 8 asırlık ata yadigarı kumaşların yeniden üretimine başladı.
Selçuklu dönemine ait 9 kumaşın desenlemesi yapıldı. Bu dokumaları yeniden gün yüzüne çıkardıklarını dile getiren Erkal, şöyle konuştu: “Özel tasarlanmış, günlük hayatta kullanabileceğimiz, onurla taşıyabileceğimiz kıyafetler ve tasarımlar gelecek. 800 yıllık geleneğe bugün dokunmuş olacağız. Her birinin tasarım tescil hakları alındı. Araştırma ekibimiz çok ciddi bir araştırma yaptı. Yaklaşık 17 kumaşa ulaştık ancak 9 tanesinin desenlemesi ve tarihlendirmesi yapılabildi. Diğerleriyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.”
Selçuklu kumaşlarının özellikleri:
Enstitüde usta öğretici olarak görev yapan sanat tarihçisi Semiha Aleyna Ergezer de Selçuklu kumaşlarının İslam dünyasında ve özellikle yüksek teknik donanım, estetik incelik ve siyasi sembolizmle öne çıkan seçkin bir ipekli dokuma türü olduğunu söyledi. Metal iplik kullanımının sağladığı parlaklık ve yüzeyde oluşturduğu kabartmalı etkinin, ipek kumaşı giyim malzemesi olmaktan çıkararak güç, ihtişam ve statü göstergesine dönüştüğünü anlatan Ergezer, şunları kaydetti: “Selçuklu tekstil sanatında ipek kumaş, madalyonlu kompozisyon düzeni, simetrik figür yerleşimi ve Rumi-kıvrık dal gibi stilize bitkisel bezemelerle karakterize edilir. Çift başlı kartal, aslan, ejder, şahin ve at gibi hayvan figürleri, hükümdarlık ideolojisi ve askeri kudretle ilişkilendirilen sembolik bir repertuvar oluşturur.”
Kaynak: haberler.com


