Londra’daki Sotheby’s müzayedesinde 317.500 sterline alıcı bulan “Salome with the Head of Saint John the Baptist”, Barok ressam Diana de Rosa’yı sanat tarihinin unutulmuş kadın figürleri arasından gün yüzüne çıkarıyor. 17. yüzyılda Napoli’de Caravaggio etkisiyle resim yapan sayılı kadın sanatçılardan biri olan Diana de Rosa, uzun yıllar görmezden gelinen mirasıyla bugün yeniden hatırlanıyor.
Sotheby’s’te satılan etkileyici bir tablosu, sanat tarihinin eksik halkalarına ışık tutuyor.
Caravaggio’nun İzinde, Kendi Yolunu Çizen Bir Kadın
1602’de Napoli’de doğan Diana de Rosa (diğer adıyla Annella di Massimo), sanatçı bir ailede büyüdü. Üvey babası Filippo Vitale’den, daha sonra Gaspare Del Popolo ve Massimo Stanzione’den eğitim aldı. Caravaggio’nun ışık-gölge oyunlarını benimseyen bu ekolden etkilenerek kendi estetik dilini geliştirdi.
Ancak çoğu kadın sanatçı gibi onun da imzası silindi; birçok eseri erkek akrabalarına veya atölye ustalarına atfedildi. Kadınların yalnızca üretim sürecine katkı sağladığı, fakat sanatsal deha ile ilişkilendirilmediği bir çağda, De Rosa’nın varlığı bile başlı başına bir meydan okumaydı.
Kamusal Alanlarda Var Olmak İçin Resmetti
18. yüzyıl sanat tarihçisi Bernardo de Dominici’ye göre De Rosa, özel evlerde kalacak eserler üretmekten sıkılmış, kamusal alana seslenmek istemişti. Bu arzu, kadınların da sanatta ustalık gösterebileceğini kanıtlama çabasıydı.
Yedi çocuk doğurmasına rağmen resim yapmayı bırakmayan De Rosa, kilise duvarlarında eserlerine yer edindi ve genç kadın sanatçılara da yol açtı.
Ne yazık ki, Pietà dei Turchini Kilisesi’ne yaptığı tavan freskleri 1638’deki çökme sonucu yok oldu. San Giovanni Maggiore Kilisesi için yaptığı iki sahne ise bugün Napoli Piskoposluk Müzesi’nde korunuyor.
Mit mi, Gerçek mi? Ölümüne Dair Efsaneler
De Rosa’nın yaşam öyküsünü gizemli kılan bir diğer unsur ise ölümüne dair anlatılar. De Dominici’ye göre, sanatçı eşi Agostino Beltrano tarafından kıskançlık krizine kapılarak öldürülmüştü. Sebep ise, De Rosa ile hocası Stanzione arasında ilişki olduğu yönünde bir hizmetçinin yaydığı asılsız söylentiydi.
Ancak bu iddia resmî ölüm belgelerine yansımamış ve modern tarihçiler De Rosa’nın büyük ihtimalle hastalık sonucu öldüğünü savunuyor.
Romantik dönem yazarları ise bu trajik hikâyeyi dramatize etmiş, Anna de Rosa ossia una folle gelosia (1841) gibi eserlerle efsaneyi yeniden canlandırmıştı.
Yeniden Keşif ve Yükselen Değer
De Rosa’nın eserleri 20. yüzyıl boyunca sanat tarihi yazımında nadiren yer buldu. Bugün ona atfedilen yaklaşık 28 eser olduğu tahmin ediliyor. Bu eserler, Caravaggio’nun etkisini taşısa da, kendine özgü zarafet ve incelikli duygularla öne çıkıyor.
Salome with the Head of Saint John the Baptist, 1950’den beri özel bir İtalyan koleksiyondaydı ve akademik literatürde yer almamıştı. Sotheby’s’te dört koleksiyoncunun ilgisini çeken tablo, salon içindeki bir alıcıya gitti. Bu satış, De Rosa’nın 2021’de Viyana’da 134.000 dolara satılan Samson and Delilah tablosunun rekorunu ikiye katladı.
De Rosa’ya olan ilgi yalnızca müzayedeyle sınırlı değil. Boston’daki Güzel Sanatlar Müzesi (Museum of Fine Arts), De Rosa’ya atfedilen bir başka eser olan Saint Cecilia with an Angel’ı koleksiyonuna kattı. Bu eser, 2023’te TEFAF Maastricht’te sergilenmeden önce “anonim” olarak tanımlanıyordu.
Kadın Ustaların Gecikmiş Yükselişi
Kadın Eski Ustaların (Women Old Masters) eserleri sanat piyasasında hâlâ oldukça nadir. Bu durum yalnızca geçmişteki üretim fırsatlarının azlığıyla değil, aynı zamanda kadın sanatçıların eserlerinin erkeklere atfedilmesiyle de açıklanabilir.
Diana de Rosa, tıpkı Artemisia Gentileschi, Lavinia Fontana ya da Rosalba Carriera gibi, zamanında ün kazanmış ama sonradan unutulmuş kadın sanatçıların kaderini paylaşmıştı.
Sotheby’s uzmanı Elisabeth Lobkowicz’in sözleriyle:
“Bu eser yalnızca etkileyici bir keşif değil, aynı zamanda sanat tarihinin merkezine kadın sanatçıları yerleştirme çabasına katkı sağlayan sembolik bir an.”


